Onlar için yarın çok geç olabilir!
Onlar için yarın çok geç olabilir!
Sokakta Çalışan Çocuklara Yardım Derneği tüm imkansızlılara rağmen denizyıldızı hikayesini gerçeğe dönüştürüyor.
Dernek Başkanı Esin Sevgin Adıyaman ve bir avuç gönüllü durup kıyıya vurmuş denizyıldızlarına bakmak yerine onları okyanusla buluşturuyor. Bu kıymetli çaba sayesinde onlarca çocuk sokakta çalışmaktan kurtulup, üniversite eğitimi alıyor.
Hepimiz biliriz o malum hikayeyi. Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda sahile vuran denizyıldızlarını okyanusa atan genç bir adam görür ve "Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?" diye sorar. Genç adam, "Onları suya atmazsam ölecekler" der. Yazar "Kilometrelerce sahil, binlerce denizyıldızıvar. Ne fark eder ki?" dediğinde, genç adam eğilir yerden bir denizyıldızı daha alır okyanusa fırlatır ve "Onun için fark etti ama" der.
Mesut, Ercan, Mürşide, Nurcan, Melek, Zeynep ve diğerleri de bu hikayenin denizyıldızları. Hepimiz tanıyoruz onları aslında. Arabamızın camlarını silmek için önümüze atlayan, mendil ya da sakız satmak için paçamıza yapışanlar. Çoğumuzun görmezden geldiği ancak suç işlediklerinde görünür olan çocuklar... Bu haberde soyadlarını ve fotoğraflarını kullanmayacağız. Çocukluklarında tanıştıkları sokağın karanlığı, önlerinde açılan aydınlık yolu gölgelemesin diye. Hepsinin hikayesi üç aşağı beş yukarı aynı. Daha çok Güneydoğu illerinden göçle İstanbul'a gelmiş, çok çocuklu yoksul ailelerin yoksunluklar içindeki çocukları. Daha küçücük yaşlarda aile geçimine katkıda bulunmak için sokakta çalışmaya başlamışlar. Ama bu girizgaha bakıp bu haberde gözyaşı bulacağını sananlar yanılıyor. Aksine bu haberde umut var. Çünkü Sokakta Çalışan Çocuklara Yardım Derneği'nin bir avuç gönüllüsü olağanüstü bir çabayla bu çocukları yaşamla buluşturmuş tekrar.
Biz de bir pazar günü Esin Sevgin Adıyaman ve çocuklarıyla buluştuk. Onların umutlu hikayelerini dinledik. Kıyıya vurmuş deniz yıldızlarının hikayesini hatırladık. Ve size de hatırlatmak istedik.
10 YILDIR AYNI ÇOCUKLARLA
Esin Sevgin aslında bir devlet memuru. İSKİ'de Özel Kalem'de çalışıyor. "1999 yılında bir süredir yaşadığım ve sorumluluğunu taşıdığım şehir için bir şeyler yapmayı düşünürken, internette 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi'nin sayfasıyla karşılaştım ve hemen gönüllü olarak çalışmaya başladım" diye anlatıyor. Daha sonra o yıllarda kurumun bünyesinde olan ama yasa gereği sivilleşen Sokakta Çalışan Çocuklara Yardım Derneği'yle çalışmaya başlıyor. 2003 yılından bu yana da derneğin başkanlığını yürütüyor. 10 yıldır ilgilendiği çocuklar büyümüş, çoğu üniversite öğrencisi şimdi.
ONLARCA ÇOCUĞU SOKAKTAN KURTARDI
Sokakta Çalışan Çocuklara Yardım Derneği, bu 10 yıl içinde onlarca çocuğu sokaktan kurtarmış, eğitimlerine devam etmelerini sağlamış. Onların zihinsel, bedensel ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak, ufuklarını açacak pek çok projeye imza atılmış. Bu projeleri şöyle anlatıyor Esin Hanım: "Derneğin verdiği maddi ve manevi destekle şimdi üniversite öğrencisi olan çocuklarımız var. Ebru, seramik, takı tasarımı, ahşap boyama gibi atölyeler düzenliyoruz. Yine derneğin çabaları sayesinde yapılan Avrupa Birliği projeleriyle yurtdışına çıkmayı hayal bile edemeyecek bu çocuklar için yurtdışı gezileri yaptık."
SÜREKLİLİK ÖNEMLİ
Esin Sevgin geçen 10 yıl boyunca buradaki çocukların kah ablası, kah annesi kah, arkadaşı, kah sırdaşı olmuş. Hepsinin hayatında güzel izler bırakmış. Bunun sırrının süreklilik olduğunun altının çiziyor Esin Hanım. "Eğer 99 yılından bu yana aynı çocuklarla çalışmasaydık, bu başarıyı gösteremezdik. Çünkü elinizi çektiğiniz her an kötü yerlere kayabilecekleri bir ortam" diyor.
İLLA SUÇ İŞLEMELERİ Mİ GEREKİYOR?
Sokakta çalışan çocukların medyada her zaman olumsuz haberlerle gündeme gelmesinden de şikayetçi Esin Hanım. "Bizim çocuklarımız burada çok önemli işler başardı. Sokaktan kurtulup, eğitimlerine devam ettiler. Üniversiteye girdiler. Ama bunlar medyada yer almıyor. Ne zaman ki bu çocuklar bir suç işliyor, o zaman herkesin dikkatini çekiyor. Biz bu çocuklar için yardım istediğimizde de 'Anneleri babaları çalıştırmasınlar' diye bir tavırla karşılaşıyoruz. Oysa elinden tutmazsan o çocuk suç işlediği zaman nasıl suçlayacaksın" diye konuşuyor.
SÜREKLİ BİR MEKANA VE GÖNÜLLÜYE İHTİYAÇ VAR
Mekan derneğin en büyük sorunu. Bütün bu çalışmaları yapabilmek için sürekli bir mekana ihtiyaçları var. Bunun için son çare olarak Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan'ın kapısını çalmayı planlıyorlar. Bunun dışında gönüllü ihtiyacına da dikkat çekiyor Esin Sevgin ve "İnsanlar gönüllülüğün çok sorumluluk getireceğini düşünerek korkuyorlar. İlk başlarda siz de korkuyorsunuz. Ama sonra o kadar güzel şeyler yaşıyorsunuz ki her şeye değiyor. Manevi doyumu çok yüksek bir iş" diyor.
POZİTİF AYRIMCILIK UYGULANMALI
Sokakta çalışan ve dezavantajlı grup içinde olan çocuklara eğitim hayatında pozitif ayrımcılık uygulanmasını gerektiğini söylüyor Esin Hanım ve şöyle devam ediyor: "Bu çocuklar kursa gidemiyor, ders alamıyor. Bu yüzden bu çocuklar için üniversitede kontenjanlar olmalı. Meslek liselerine sınavsız alınmaları lazım. Hakikaten bu çocukların pozitif ayrımcılığa ihtiyaçları ve hakları var."
ONLAR BAŞARDI...
Mesut, Nurcan ve Ercan kötü başlayan bu hikayenin sonunu değiştirmeyi başaran çocuklardan. Mesut, Mardin'den İstanbul'a göç etmiş 8 çocuklu yoksul bir ailenin mensubu. İstanbul'a geldiğinde
3, ailesine destek olmak için Taksim'de sakız satmaya başladığında 5 yaşındaymış. Dernekle tanıştıktan sonra hayatı değişmiş. Şu sözlerle anlatıyor bu değşikliği: "Ailemi ikna ettiler. Eğitimime devam etmemi sağladılar. Şimdi 20 yaşındayım ve Esin Abla sayesinde Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde pazarlama okuyorum. Onlar sayesinde yine yurtdışına gittim. Onlar olmasaydı değil yurtdışı, şehir dışına bile çıkamazdım. Kendimi çok şanslı hissediyorum."
Nurcan da 20 yaşında ve o da dernek sayesinde Tarhan Yüksek Meslek Okulu Çocuk Gelişimi Bölümü'nde okuyor. Mardin'den göç ettiklerinde 4 yaşında. Aynı sene sokaklarda mendil satmaya başlıyor. 9 kardeşi var. Öyle bir sorumluluk yüklenmiş ki o küçücük yaşta ailesine karşı, mendiller bitmeden eve dönmüyor, gece yarılarına kadar tehlikelerle dolu sokaklarda kalıyormuş. Kimliği sokaklarda tanıştığı bir gazeteci ablasının yardımıyla çıkmış. Ardından önce 75. Yıl Çocuk Merkezi'yle sonra da dernekle tanışmış. Yine aile ikna edilmiş ve Nurcan'ın selpak satmayı bırakarak eğitimine devam etmesi sağlanmış. "Esin Ablalar geldi ve hayatımızda çok şey değişti. Üniversiteye gitmemde Esin Ablanın çok büyük desteği var. Sadece maddi değil manevi destek de önemli. İyi ki varlar hayatımızda" diyor.
ERCAN ÖLÜMDEN DÖNMÜŞ
Ercan şimdi 23 yaşında. Tekstilde çalışıyor. İstanbul'a 7 yaşında gelmiş ve geldiği gün sokaklarda çalışmaya başlamış. "Baktım evdekiler de mutlu oldu. Devam ettim. Aslında ailelerimiz de çalışmamızı çok istemiyorlardı. Ama mecburiyet vardı. Gece 3'te, 4'te gelirdim eve. Annem sokağın başında beklerdi beni" diye anlatıyor küçük omuzlarında taşıdığı o yükü.
O sokaklarda hayatı da öğrenmiş. Hatta bir keresinde ölümden dönmüş. Hala elleri titreyerek anlatıyor bize: "Gümüşsuyu'nda mendil satıyordum. Saat gece yarısı... Yanıma biri yaklaştı. Bana 'Evlendirme Dairesi'ni gösterir misin? dedi. Aslında şüphelendim ama yine de gittim. O arkamda ben önde yürüyorum. Birden arkamdan geldi ve ağzımı tuttu. Ben kurtulmak için çırpındım, bağırdım. Bekçi köpekleri havlayınca kaçtı. Hayatımı o bekçi köpeklerine borçluyum. "Ercan, Mesut ve Nurcan'a göre biraz daha şanssız. Dernekle tanıştıktan sonra Küçükçekmece'ye taşındıkları için eğitimine devam etmekte yeterli desteği alamamış. Liseden ayrılmak zorunda kalmış. Oysa resme yeteneği var. "Buraya devam edebilseydim kesin okurdum" diyor
Onlara şimdi el uzatın yarin geç olabilir
Çocukların ailelerinin yanında korunmasının çok daha kolay. Bir çocuğun ailesinde iken devlete maliyeti 100 TL, sokakta çalışmaya başladığında bu rakam 400 TL, sokakta yaşamaya başladığında ise 900 TL'ye çıkıyor. Uyuşturucu madde bağımlısı olduğunda ise bir çocuğun devlete maliyeti bin 500 TL.




