Küçük yaşta Rumeli’den İstanbul’a göç eden bir ailenin çocuğu olan Sabahattin Zaim, hayatını ilme ve hizmete adamış büyük iktisatçı, düşünür ve gönül insanıdır. Prof. Dr. Sabahattin Zaim, 1926 yılında doğduğu Makedonya'nın İştip şehrinden, Müslümanlara yönelik baskıların ardından ailesiyle birlikte İstanbul'a gelip yerleşmişti. Daha ilkokulda iken onun Türkiye'nin ve dünyanın ekonomisine damgasını vuracağı belliydi. Efendiliği, dürüstlüğü ve bilim aşkıyla dolu oluşu gözlerden kaçmıyordu. Üniversitede göreve başladığı 1953’ten itibaren tam kırk yıl boyunca İstanbul Üniversitesi’nde kalan Zaim hoca, Suudi Arabistan’daki Melik Abdülaziz Üniversitesi’nde de misafir öğretim üyesi olarak iki yıl (1980-1982) hocalık yapmıştır. Ayrıca yeni kurulan üniversitelerde görev almak şartı ile emeklilik yaşı uzatılınca, Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin kurucu dekanı olarak atanmış ve burada da görev yapmıştır. 1998-2000 yıllarında YÖK üyeliği de yapan Zaim hoca, 1998’de emekliye ayrılarak yarım asırlık akademik hayatını tamamlamıştır. Ancak her zaman olduğu gibi bütün heyecanı ile sohbetlerden konferanslara koşmaya devam ederek hizmetten hiçbir zaman kopmamıştır. Yaşamı boyunca inandığı değerler uğruna yılmadan usanmadan çalışmış, başta Türkiye olmak üzere birçok İslam ülkesinde çok sayıda ekonomik, sosyal ve kültürel faaliyete katılmış ve örgütün kurulmasında emeği geçmiştir.
Sabahattin Zaim’in İnsan Modeli Anlayışı
Sabahattin Zaim’in yaşamı ve felsefesi incelendiğinde tarihte toplumlara yön veren büyük aydınların sahip oldukları özelliklerin tümü hocada rahatlıkla görülebilir. Bütün büyük filozoflar gibi düşüncelerini bir cümleye indirgemiştir. O cümle Peygamber efendimizin hadisi olan “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” sözüdür. Bu hadis Zaim hocanın hayatında önemli bir yer tutar. Hayatı boyunca bu hadisin etkisi altında kalmış ve yaşamını bu hadise göre yönlendirmiştir. Zaim Hoca, çalışma odasının duvarında yazılı olan "İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır" hadis-i şerif'ini hayatına düstur yapmıştı Hocanın bu özelliğini yakınında olan bütün dost, arkadaş ve öğrencileri bilir. Nitekim hocanın hayatı incelendiğinde her zaman insanlara faydalı olmak için çalışmalar yaptığı görülmektedir.
Sabahattin Zaim’in ekonomik kalkınmada insan faktörüne önem vermesidir. Zaim’e göre bir ülkenin kalkınmasının temelinde insan vardır. Burada çift yönlü bir anlayış sözkonusudur. Birincisi ekonomik kalkınmada insan faktörünün önemdir. Yani bir ülkenin kalkınmasında insan kaynağının kullanılması ve bunun için mutlak suretle insan yetiştirilmesi gerektiğidir. Diğer bütün faktörler insan faktörünün yanında ikinci derecede kalmaktadır. Bu anlayış Zaim’in aynı zamanda hayat felsefesini de oluşturmaktadır. Diğer bir anlayış ekonomik kalkınmanın insanın refah ve huzuru için olmasıdır. Burada da merkeze insanı koymaktadır.
Vefatından sonra kendisini en güzel tanımlayan ifade ise “Vakıf İnsan” sözünde gizlidir. Vakfın anlamı bir malı başkasının sahiplenemeyeceği şekilde mülkiyetini Allah’a ait kılarak kullanım hakkını tasadduk etmektir. Bu tanımdan yola çıkarak hocanın yaşamını belirli bir gruba, kesime endekslemeden bütün topluma hatta bütün insanlığa hizmet için canla başla çalıştığını ve ihtiyacı olan herkese elini uzatmış, yardım etmiştir. Bu davranışında Mevlana’nın “ne olursan ol yine gel” felsefesinin etkisini de görebilmekte mümkündür. Ömrünün son günlerine kadar hayır işleri için koşuşturmuş yardım talep eden herkese yardım etmiştir.
Bilim Felsefesi
Sabahattin Zaim’in bilim anlayışında farklı dönemlerde ve farklı yerlerde bulunmuş olmasından dolayı doğu ile Batı sentez edebilme imkânına kavuştur. Ankara’da üniversiteyi okuduktan sonra kaymakamlık mesleğine Adıyaman’ın Kahta ilçesinde başlamış olması akabinde üniversite hayatına İstanbul Üniversitesi’nde devam etmesi ve daha sonraları ABD, Almanya ve Suudi Arabistan’da görev yapması yaşadığı toplumla birlikte hem doğu hem de batıyı daha iyi tanıma fırsatı elde etmesine yol açmıştır.
Zaim hocanın bilimsel hayatında II.Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’dan ülkemize gelen bilim adamlarının etkisini de görebilmek mümkündür. Zaim Hoca Alman hocalarla birlikte İstanbul Üniversitesinde kurulan İktisadiyat ve İçtimaiyat Enstitüsünde Sosyal Politika üzerine çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalar dolayısıyla Türkiye’de Sosyal politikanın gelişimine büyük katkılar sağlamıştır. Bu katkılar sayesinde Türkiye’de Sosyal Politika alanında Sabahattin Zaim ekolünün oluşmasına yol açmıştır. Zaim Ekolünü fikirleri, eserlerinde rahatlıkla görülebilir.
Zaim hocanın diğer bir bilimsel katkısı ise İslam Ekonomisi alanında olmuştur. Türkiye’de İslam Ekonomisi alanında çalışan ilk akademisyenlerden birisidir. Zaim’e göre, İslam ekonomisi İslam’ın genel ahlak ilkeleri ile yakından alakalı başlı başına bir sistemdir ve ancak bu şekilde ele alınırsa başarılı olabilir. Zira Zaim’e göre İslam’ın iktisadi sahada ortaya koyduğu hususlar iktisadın üç önemli boyutu olan üretim, tüketim ve bölüşüm açısından son derece dengeli bir yapı vaat etmektedir. Bu yönüyle İslam Ekonomisi ne kapitalizme ne de sosyalizme benzemektedir. Kendi başına bir sistemdir.
Ahlak Anlayışı
Hoca Batı toplumu ile İslam dünyasının değerlerini bilen harmanlamayı başaran, kendi toplumunun değerleri ile çelişmeden, onları küçük görmeden ve asla kendi kimliğinden taviz vermeden modern ve çağdaş bir ilim adamı ve münevver olma özelliği ile öne çıkmıştır
Hocanın diğer bir özelliği hem ilim ve hem de ahlaki açıdan mükemmel denilecek bir kişiliğe sahip olmasıdır. Zaim hoca bir ilim adamının aynı zamanda ahlaki açıdan da yeterliliğe sahip olması gerektiğine inanmış ve buna önem vermiştir. Nitekim bilim anlayışının temel kaynağını, “Doğu’nun ruhî ve manevî değerlerine dayalı dünya görüşü” üzerine oturtmuştur. Zaim’e göre Ondokuzuncu yüzyıldan başlamak üzere Doğu’nun ruhî ve manevî değerlerine dayalı dünya görüşü yerine, Batı’nın maddeci ve bireyci anlayışı dünyaya hâkim olmasıyla, madde-mana dengesi, madde lehine bozulmuştur. Bu bozulma günümüzdeki birçok sosyokültürel sorunun da temel kaynaklarından birisidir.
Zaim hocaya “Hocaların Hocası’ adı verilmesinin elbet bir sebebi var. Hayatı boyunca binlerce öğrenci ve akademisyen yetiştirdi. Sosyal ve ekonomi alanındaki pek çok "ilkin" öncüsüydü. Ama bütün bunlara rağmen mütevazılık yaşamının ayrılmaz bir parçasıydı.
Son Sözler….
Zaim hoca hiçbir zaman şahsi çıkarlar peşinde koşmamış, bilakis büyük meselelerin çözümünü düşünmüştür. Yaşadığı dönemde Türkiye’nin birçok sorununun teşhis edilmesinde ve çözümünde aktif bir rol almıştır.
Zaim emekli olduktan sonra bile eğitimden kopmadı. Fırsatını bulduğunda soluğu eğitim kurumlarında aldı. Bugün Türkiye'nin, dünyaya açılan vitrinindeki pek çok önemli ismin yetiştirilmesinde büyük emekleri vardır. Üniversitelerin insan yetiştirme müesseseleri olduğuna inanan ve selektif eğitimin her zaman çok önemli olduğunu vurgulayan Zaim, her devletin 5-10 kişi tarafından yönetildiğini bu nedenle de ''insan yetiştirmenin'' herşeyden önemli olduğunu açıklıyordu. Türkiye’nin ve İslam dünyasının kalkınması bu güzel insanların yetişip kadrolaşmalarına, teşkilatlanmalarına, organize olmalarına ve işbaşına gelmelerine bağlıyordu.
Sabahattin Zaim insanların tanımaktan gurur duyduğu ve iyi ki tanımışım dedikleri ender insanlardan birisidir. Ömrünü bilime, insanlığa adayan mümtaz şahsiyeti rahmetle saygıyla anıyoruz.
Doç Dr. Abdülkadir ŞENKAL (Kocaeli Üniversitesi)