Previous Sonraki
Evlat edinme sistemi yeniden düzenlenecek Fatma Şahin, çocuklarla ilgili sivil toplum kuruluşları ile bir araya geldi. Şahin burada yaptığı konuşmada...
Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Stk Temsilcileriyle Bir Araya Geldi Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, “Büyüklerin çocuklar adına karar verdiği bir Türkiye d...
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Bozgeyik Açıklaması Orhan Canbulatel - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müsteşarı Kenan Bozgeyik, devletin hizmet sunumunun...
20 Bin Aile Açlık Sınırında Diyarbakır'da bir semt pazarında dün saat 21.00 sıralarında yaşanan bir görüntü yürek burktu. Semt pazarınd...
“Göç, Kadın, Gençlik Ve Çocuklar” Konulu Panel Gaziantep Üniversitesi’nde gerçekleştirilen “Göç: Türkiye’nin ve Dünyanın Gerçeği Uluslar...
'Güven Ve Yarışçı Çocuklar' Sigortalılığı Anlatacak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, çocukları sigortalılık konusunda bilinçlendirmek için ilk ...
Bakan Şahin: “puanlı Yardım Sistemi Haziranda Tamam” Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Türkiye’de uygulamaya konulacak ‘Puanlı Yardım S...
MEMURLARA ÇİFTE İKRAMİYE PİYANGOSU! 2 milyon memura ikramiye piyangosu vuracak. Dini bayramlarda memurlara maaşlarının dışında en yüksek devlet...
''Göç hareketini berekete çevirmeliyiz'' 'Uluslararası Göç Sempozyumu' Gaziantep'te başladı. Sempozyuma Başbakan Yardımcısı Belir Bozdağ, Aile ve So...
Kentsel Dönüşüm'de tarih 15 Mayıs Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) ta...
Evden kaçan çocuklara özel merkez geliyor Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın, çocuğa karşı işlenen suçlara getirilecek...
Göç ve etkileri masaya yatırılacak   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türkiye'de göç ve etkilerini masaya y...
İş Koçu Prim Alacak Türkiye, işsizlikle mücadelede yeni bir argümanı daha devreye koydu. İlk olarak 2 b...
Memur zammında konuşulan 3 alternatif Toplu sözleşme takvimin belli olması ile birlikte, gözler memurların zamlı maaşlarının ne za...
Her yıl iş kazasında bin 500 kişi hayatını kaybediyor   Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kayseri Müdürlüğü'nde görevli sos...
AİLE İÇİ ŞİDDET EN FAZLA HANGİ ŞEHİRDE? Valilikler polise başvurulara göre illerde yaşanan aile içi şiddet olaylarını TBMM'ye ...
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI 3005 KİŞİ ALACAK I. ULUSLARARASI SOSYAL POLİTİKALAR SEMPOZYUMU BASIN DUYURUSU Yeni kurulacak "Göç ...
Sokak Çocukları Gibi Çalıştılar Yetimlere Bağış Yaptılar Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sosyal Hizmet Bölümü 2. sınıf öğrencileri, 5 ...
Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı Polat:   Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı İsmet Yıldız Polat, "Aile ve Sos...
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin 2011 Yılı İtibariyle Ülke Haberi   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, 2011 yılı itibariyle ülke genelindeki 89 yet...
‘Kadına şiddet’ genelgesi Kadına Şiddet Yasası’na rağmen durmayan şiddete karşı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şa...
Karabük'te Asdep Uygulaması Başladı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yürütülen Aile Sosyal Destek Programı (...
2012 'Aile Yılı' ilan edildi   'İslam Ülkeleri ve Toplumda Aile' konulu sempozyuma katılan Başbakan Recep Tayyip E...
Kadına şiddete Avusturya modeli geliyor Kadına şiddette devlet Avusturya modeline geçiyor. Türkiye'de yeni uygulanacak model &...
11 milyon çalışan 'şemsiye' altına giriyor Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, iş ve çalışma hayatını temelden değiştirecek iki &...
Memura 5 aylık fark birden ödenecek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,toplu sözleşmeyi bekleyen memurlara m...
Taşeron işçilere yeni haklar geliyor Milyonlarca çalışanın merakla beklediği kıdem tazminatı ve taşeron işçilerle ilgili d&uu...
Moral değerlerin zayıflaması intiharları artırıyor   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Uzmanı Sosyolog Dr. Dursun Ayan, toplumda moral değerlerin ...
Medya okur yazarlığı ebeveynleri de kapsayacak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın medya okur yazarlığı eğitiminin sadece ilköğretim ...
Özel hastaneler şimdi yandı! Acil servise gelen hastalardan ücret alınmaması gerekirken konuyla ilgili bitmeyen şikayetler Sağ...
İşte kadına şiddetin en çok yaşandığı yer Kadına yönelik şiddet ilk kez resmi bir istatistiğe konu oldu. İşte en çok şiddet yaşanan b&...
Ocakta işsizlik tekrar çift haneye çıktı TÜİK, Ocak 2012 dönemi hane halkı işgücü istatistiklerini açıkladı. A&ccedi...
Kamuya 7 bin memur alımı yapılacak AİLE HARİTASI ÇIKARILACAK DEVLET HER ŞEYİ GÖRECEK   Bunu için 7 bin uz...
Kıdem tazminatından herkes yararlanacak   Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kıdem Tazminatı Fonu ile ilgili düzenleme...
Kadına şiddet ders konusu olacak   Bakan Fatma Şahin, jandarma subay okulunda kadının insan hakkı konusunda ders verileceğini b...
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, şiddetin profilini çıkartacak   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, aile içi ve akrabalar arası yaralama ve cinayetin y...
Sigorta primi adaletsizliği meslek kodu çalışmasıyla çözülecek   Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı Fatih Acar, sosyal güvenlik sisteminde kayıt dışı...
Türkiye'de her 100 aileden 59'u mutlu. Mutsuz olanların oranı sadece yüzde 2. Temel ihtiy...
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI'NDAN Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Devlet Personel Bakanlığı tarafından alımı açıklanan 3 bi...
Risk grubundaki 600 çocuk sporla hayata tutunacak Bursa'da başlatılan 'Geleceğine sporla hayat ver' projesi ile risk grubunda bulunan 614 ç...
SGK, Vatandaşlara Kısa Mesaj İle Bilgi Verecek!  Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK ), şahıs ödemeleri, sigortalı tescil, sigortalı işten ayrılış, ...
Gençlere evlilik danışmanlığı hizmeti geliyor   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, boşanma ve bu doğuran nedenleri takip etmenin bir...
İşte ulusal istihdam projesi   Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın kontrolünde işveren ve işçi temsilcilerinin k...
Bakan Şahin: Seçme özgürlüktür   Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in hayatı...
  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, "Şehitlik ulvi bir değerdir. Bu işin tanımla...
Yeşilçam yıldızlarına sosyal yardım müjdesi Yeşilçam yıldızlarına sosyal yardım müjdesi Emektar Yeşilçam sanatçıları için Aile ve Sosyal Politikala...
Dul kadına çifte maaş müjdesi Dul kadına çifte maaş müjdesi Dul kadına hem eşinin hem ölen babasının maaşı bağlanacak. Yargıtay, ...
Vatandaş bu uygulamadan rahatsız Vatandaş bu uygulamadan rahatsız Bakanlar Kurulu kararı ile geçtiğimiz günlerde özel hastanelerin vatan...
Gençlik politikaları Bursa'da tartışıldı Gençlerin yönetim politikalarında daha fazla etkin olması amac...
'Şiddet gören kadının çocukları da sorunlu büyüyor' Aile Hukuku avukatı Serhat Doğan şiddet gören kadın...
Bakan Şahin: Her yaşın, her ailenin, her bireyin yanında olmak istiyoruz Aile ve Sosyal Politikalar Bak...
Bakan Şahin: Her yaşın, her ailenin, her bireyin yanında olmak istiyoruz Aile ve Sosyal Politikalar Bak...
Kuşaklararası Dayanışma ve Aktif Yaşlanma Sempozyumu Kuşaklararası Dayanışma ve Aktif Yaşlanma Sempozyumu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlü ve Yaş...
25 bin kadın kontrole takıldı! 25 bin kadın kontrole takıldı! Eşi vefat eden kadınlar için başlatılan 250 TL maaş uygulaması başlıyor....
Bakan Yardımcısı Asan: Ülke gelişmesinde kadın ve erkek birlikte rol almalı Bakan Yardımcısı Asan: Ülke gelişmesinde kadın ve erkek birlikte rol almalı Aile ve Sosyal Politikalar ...
Şahin: Kitap ve spor alışkanlığımız yok Şahin: Kitap ve spor alışkanlığımız yok Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''Bu millet az k...
MEMUR ZAM TARİHİNDE UZLAŞTI MEMUR ZAM TARİHİNDE UZLAŞTI Üç memur sendikası, toplu sözleşmelerin ağustos yerine eylül ayında yapılma...
Sosyal Güvenlik Kurumu, tasarruf tedbirleri çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın 'acil hasta' tanımını daralttı. Sosyal Güvenlik Kurumu, tasarruf tedbirleri çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın 'acil hasta' tanımını daraltt...
Sosyal Hizmetler Merkezi Veritabanında Toplanıyor   ANKARA (A.A) - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, sosyal yardımlaşma ve sosyal hizme...
TBMM tarafından kabul edilen ve 2000 yılı öncesinde emekli olan vatandaşların maaşlarında artış öngören İntibak Yasası, 119 bin emekliyi üzecek.   TBMM tarafından kabul edilen ve 2000 yılı öncesinde emekli olan vatandaşların maaşlarında artış öngör...

 

Sabahaddin Hoca, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde 15 Mayıs 1926 tarihinde Batı'nın tüm gücüyle çullandığı Büyük Osmanlı'nın yetim çocuklarından biri olarak Balkanlar'da Üsküp'te doğmuş, çocukluğunu mümbit ve yemyeşil Vardar ovasında Otina ırmağı kenarında geçirmişti. Daha güzel ve hür bir hayat yaşayabilmek için 8 yaşında iken 1934 yılında gencecik yüreğini muhaceretin hüzün dolu hisleriyle doldurarak Türkiye'ye, tuğların ve sancakların yola çıktığı İstanbul'a hicret etmişti. Yani daha sekiz yaşında iken bir muhacir olmuştu.
Her yönüyle dolu dolu yaşadığı bir hayata 81 sene sonra 9 Aralık 2007 tarihinde henüz gün ağarmadan saat 4,15 sularında veda etti. Bu vedayla birlikte Türk - İslam alemi hem hafızasını temsil eden bilge bir büyüğünü hem de istikbale yönelik diktiği binlerce fidanın bahçıvanını kaybetti. Vefatı kalplerde derin bir elem bırakırken, yeşerttiği umutların her platformda ifade ediliyor olması gönüllere bir parça olsun teselli vermektedir.
 
Sabahaddin Hoca, milletimizin geçmişten gelen birikimlerini temsil eden, geleceğe dönük umutlarını yeşertme işlevi gören, toplumumuzun hafızası olduğu kadar, gelecekle ilgili umut ve beklentilerinin de tohumlayıcısı olan ve milletimizin geçmişle bağlarını kurarak gelecekle ilgili istikametlerini izen büyük bir değerdi.
 
Bu hüzün dolu sergüzeştin ruhunda ne tesirler bıraktığını tam olarak anlayabilmemiz elbette mümkün değildir. Ne var ki, Batı Medeniyetinin azgın bir iştiha ile Müslümanlığı Avrupa'dan silme gayretlerine giriştiği bir dönemde, ailesinden tevarüs ettiği ulvi değerlere tutunarak asla geçmişine yabancılaşma zaafına düşmemiştir. Elit tabakamızın Batı kültürü karşısında öldürücü şoklara maruz kalıp kılığından duygularına kadar taklit bataklığına düştüğü o muhataralı dönemde sabit kayalar gibi dik durmuş, milli ve manevi değerleri aşındıran zamane modasına aslanlar gibi mukavemet göstermiştir. Sembolik bir dille anlatmak gerekirse, Sabahaddin Zaim Hoca, duruşuyla, temsil ettiği fikirleriyle, seslendirdiği özlemleriyle, aşıladığı umutlarıyla Balkan Müslümanlarının "Son Sipahi"sidir. Atalarının dalgalandırarak oralara götürdüğü hilalli sancağı asla yere düşürmemiş, Batıya yenik düşmenin maddi sınırlarını Batı'ya teslim olma şeklindeki manevi sınır ihlaline dönüştürmemiştir. Ecdadının sipahi geleneğini at üstünde savaşarak değil, yüreklerin derin bir kültürel yenilgi yaşadığı 40'lı, 50'li, 60'lı yıllarda, tıpkı şanla, şerefle ayakta kalmaya devam eden zarif Osmanlı minareleri gibi, kişiliğiyle, vakarıyla etrafına ümit, edep, ahlak ve mukavemet ruhu aşılayarak sürdürmüştür. O gerçekten de "Son Sipahi"dir. O, hem 20. Yüzyıl'ın yenik kahramanı Osmanlı'nın Balkanlardaki son sipahisi, hem de aynı misyonu devam ettirmek üzere bin bir zorluklarla kurulan Türkiye Cumhuriyetinin yeni nesillerini aşılayan istikbal tohumudur. Sabahaddin Hoca bu misyonun her zaman şuurunda olmuş, yiğidi düştüğü yerden kaldırmaya, Türk Milletinin geçmişteki zaaf noktalarını tespit ederek onu ilimde, teknolojide, ekonomik sahada, organizasyon gerektiren her türlü alanda geliştirmeye bir ömür vakfetmiştir. Adeta her taşın altında o vardır; memleketin maddi ve manevi kalkınmasına yönelik her girişimin arkasında onun teşvik ve cesaretlendirmesi yatar. Okur, okutur, yazar, anlatır. Kurar, kurdurur, geliştirir. Teşvik eder, yol gösterir, üstlenir. Alçakgönüllüdür; yapar, eder, çevresindekilere umut ve enerji dağıtır. Taltif eder, onurlandırır, yüreklendirir. Bitmeyen bir enerjiyle hayatın her alanında ülkenin ve milletin birliğine, dirliğine, gelişip serpilmesine çareler arar, yollar önerir, yöntemler geliştirir. Bulur, buluşturur, paylaştırır. Hiçbirini kendine mal etmez, kendine paye çıkarmaz, payına düşen fedakârlıktan kaçınmaz. Sevgi doludur; tebessümü eksik olmaz, bulunduğu ortama şevk, sürur ve müspet hisler serpiştirir. Bir gönül adamıdır; uyumlu kişiliğiyle en uzlaşılmaz kişilerle uzlaşır, en sert mizaçlıları yumuşatır, en gergin ortamları ipeksi üslubuyla bir ziyafet sonrasına çevirir. Onun bulunduğu ortamlar, saygının, sevginin, kardeşliğin, sohbet ve muhabbetin sarmaş dolaş olduğu ortamlardır. Bu yüksek ahlakından dolayıdır ki, ülkenin her meselesinde kendisine danışılmaya, fikri sorulmaya, görüşü alınmaya, başköşede yer verilmeye çalışılır.
 
Sabahaddin Hoca denilince akla ilk gelen iki kelime "Güzel insan" dır. Hoca güzel yani kamil insandı ve ömrünü güzel insan yetiştirmeye adamıştı. Akademik, bürokratik ve siyasi hayatta birçok nemli isim onun rahle-i tedrisinden geçmiş olmasına karşın o hiçbir zaman sahip olduğu bu çevreyi ve unvanı bir üstünlük vesilesi görerek hareket etmemiştir.
 
Hiçbir hesabı olmadan herkesin derdine koşmuştur. Kim çağırmışsa, nereye davet edilmişse, adeta hayatını, sağlığını riske atarak oraya koşmuştur. Özellikle Ramazanlarda iftar sofralarının vazgeçilemez bir kişisiydi. ilerlemiş yaşına karşın, hemen hemen her davete icabet eder, kimseyi kırmak istemezdi. Etrafını çevirenler büyük bir zevkle konuşmasını, nasihatlerini dinler ve faydalanırdı. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. Konuşmasa dahi bizatihi varlığı insana ayrı bir haz verirdi.
 
Talebelerine adeta kendi çocukları gibi davranır, onların üzerine titrer, dertleriyle dertlenir, sevinçlerini paylaşırdı. Bir an önce çalışmalarını tamamlamalarını isterdi.
 
Tam bir tevazu sahibi idi. Çok önemli makam ve mevkilerde bulunmasına, yüzlerce talebe yetiştirmesine ve bunların büyük bir kısmı da önemli pozisyonlarda bulunmasına karşın kendisinde zerre kadar kibir görmek mümkün değildi. Alabildiğine doğal bir yönü vardı. Adeta çağdaş bir dervişti. Cenaze töreninde Prof. Dr. Raşit Küçük hocamızın belirttiği gibi "Peygambersiz bir dönemin sahabesi gibi..." hayatını düzenliyordu.
 
Gösterişsiz, riyasız ve içten .Melekleri bile kıskandırabilecek bir hayat tarzını benimsemişti. Çok sabırlı idi. Asla heyecana ve paniğe kapılmazdı. "Bu da gelir geçer" derdi. Tecrübe yetersizliğimizden olacak, zor ve sıkıntılı olaylar karşısında bizi teselli eder ve olaylar tahmin ettiği doğrultuda da çıkardı.
 
Herkese saygı gösterir ve aynı şekilde, herkesten ve her kesimden de büyük bir saygı görürdü. Normal bir insanın Hocayı sevmemesi ve saygı göstermemesi düşünülemezdi. insanların hep iyi yönlerini dile getirirdi. Asla gıybet yapmazdı. Öyle ki, dört yıldan beri üzerinde çalışmakta olduğumuz "Hatıratı" ile ilgili düzeltmeleri ameliyatından bir gün önce yani 21 Kasım 2007 tarihinde tamamlamış ve ameliyata girmeden önce benden, Hatıratında gıybete girebilecek her türlü yazıyı çıkartmamı istemişti. Hatta bu tavsiyesini yaparken gıybet kelimesi bile aklına gelmemiştir. Hayatında gıybete yer vermeyen bu büyük ve güzel insan gıybet kelimesini bile hatırlamıyordu.
 
insanlar hakkında önyargılı olmamamız gerektiğini ve insanları bulundukları ortama ve şartlara göre değerlendirmemiz gerektiğini dile getirirdi. Bununla ilgili olarak aktarmış olduğu bazı bilgi ve anekdotları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: Taşkent'in eski mahallelerine gittiğinizde Anadolu'daki evleri görür gibi olursunuz. Hepsi avlu içinde, bahçe kapıları ve duvarları yüksektir. Burada yaşayan insanlar eski konuşma tarzlarını, musikilerini, örf ve adetlerini aynen muhafaza etmişlerdir. Türkmenistan'a gittiğinizde de durum bundan farklı değildir. Fakat örf, adet ve gelenek bakımından durum böyle olsa bile, dinî bilgi ve yaşayış oldukça zayıflamış görünmektedir. Müşahede ettiğim kadarıyla, bu toplumlarda islâm'dan geriye üç şey kalmış denilebilir: Biri kelime-i şahadet, diğeri sünnet, bir diğeri de mevlit... Umumiyetle bu üçünü yapmakta hassasiyet göstermekle beraber, dinin özüne müteallik asıl konularda cehalet içinde görünüyorlardı. Öyle ki, biz gittiğimizde içkiyi "Bismillah" deyip içiyorlardı. Bu yetmezmiş gibi, sonra da "Elhamdülillah, ya Rabbi çok şükür!" deyip ellerini yüzlerine sürüyorlardı. içkiyi içerken dinen kötü bir şey yaptıklarının farkında bile olmadıklarından, "Kendi elceğizimle yaptım" diyerek "iyidir, al" anlamında bize de ikram etmeye kalkıyorlardı.
 
Evvelce belirttiğim gibi 1991 'de Özbekistan'da tertip edilen milletlerarası sanayi kongresi için Rasim Cinisli ile beraber bir ekip halinde gittiğimizde eski Taşkent'te gezerken bir ara yolumuz kır tarafına düşmüş, orada Suudi Arabistan'da gördüklerimize benzeyen bir kır kahvesine rastlamıştık. insanlar peykelerde oturmuş demlenmekle meşgullerdi. Yaklaşıp "Selamünaleyküm" diye selam verir vermez, bizi derhal yanlarına davet ettiler. Neyse ki, Rasim Cinisli bu daveti nezaketle reddederek onlara hacca gidip geldiğimizi, içki içmeyeceğimizi söyledi. Hemen telaşla bütün içkileri kaldırdılar, ardından da bütün misafirperverlikleriyle bize çay ikram ettiler. Daha sonra aramızda koyu bir islâm muhabbeti başladı. işte o zaman, içki içen bu insanların deruni düşünce ve ruh yapılarının bizdeki içkiciler gibi olmadığını fark ettim. Bu menhiyatı islâm'ı terk etmişliğin bir simgesi olarak değil, onlarca yıl yaşamak zorunda kaldıkları bir âdetin gereği olarak işliyorlardı. Din bakımından kötülüğünün farkında bile değillerdi.
 
Nitekim karşılaştığım bir başka hadise de bu kanaatimi destekler mahiyettedir: Necmettin Erbakan Bey'le beraber Kazakistan'daki seyahatimizde kalabalık bir grup halinde Kazakistan otelinde kalıyorduk. Odamdan çıktığım bir sırada asansörden bir grup Kazak çıktı. içlerinden biri, kırk yaşlarında, başındaki kalpağıyla tipik kara yağız bir kazaktı. Türk olduğumu tahmin etmiş olmalılar ki, beni görünce "Türk müsün" diye sordu. "Evet" dedim ama adamın da dut gibi sarhoş olduğunu, sallandığını fark ettim. Döndü ve tekrar sordu: "Müslüman mısın?" Haline baktım, konuşmaya devam edecek bir durumda olmadığına kani oldum. Ama yine de yumuşak ve yavaş bir sesle: "Evet Müslümanım" diye cevap verdim. Bana baktı ve yüksek sesle: "Elhamdülillah müslümanım desene!" dedi ve bunu üç defa tekrarladı. Şaşırmadığımı söyleyemem. Sonra düşündüm ve içimden "Adamın dış haline bakıp aldanmamak lâzım. Adamın içi dolu" diye geçirdim. Bu küçük hadise, onların mevcut ruh hallerini anlama konusundaki kanaatlerimi daha da kuvvetlendirdi. Yine bir gün uçakla Hollanda'dan MÜSİAD'ın toplantısından dönüyorum. Uçakta yanıma biri Türkmenistanlı, biri de Kırgızistanlı iki yüksek bürokrat geldi. Malum, Türk Hava Yolları ziyadesiyle modern olduğu için yolculara içki servisi yapıldı. Bahsedilen şahısların ikisi de içkilerini aldılar, afiyetle içtiler. Bir süre sonra sıra yemek servisine geldi. Servis tepsisinin üzerinde yemeklerde domuz eti ve mamulü bulunmadığını gösteren resimli ve yazılı bir kâğıt vardı. Onu görünce ikisinin de gözleri parladı. Bana göstererek: "Bak, Türkler de Müslüman, aferin" dediler ve kâğıdı katlayıp ceplerine koydular.
 
Şaşırtıcı olan, içki içerken yaptıklarının islâmiyet'le ilişkisini kuramamalarına karşılık, domuz eti yememe konusunda Müslümanlıklarını hatırlayabiliyor olmalarıydı. Bu durumlar bana şunu ilham etti: Türkiye dışındaki insanları islâmî Destekçimizdi...
 
Sosyal politikalar Dergisi Olarak Prof. Dr. Sabahaddin Zaim hocamızın hem kaybının üzüntüsünü yaşıyor hemde rabbimize vuslatının sevincini yüreğimizde hissediyoruz. Hocamızın dergimizin üzerinde çok büyük emekleri olduğunu, dergi fikrini ısrarla desteklediğini, dergimizin ilk istişare toplantısına katılarak bizlere onur verdiğini belirtmeyi bir vefa borcu olarak addediyoruz. Hocamızın istişaretoplantısında da belirttiği üzere "iki günü eşit olan iyi bir mü'min olamaz" anlayışıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Sevgili hocam, sana layık olmaya çalışacağız...
 
SPD açıdan değerlendirirken onları buradaki değer hükümlerimize ve toplum yapımıza göre değil, oradaki toplum yapısına ve değer hükümlerine göre değerlendirmek gerekir. Aksi halde o toplumları anlamada büyük hata yapmış oluruz. Aynı şey Kıbrıs için de, Balkanlar için de geçerlidir. O bölgelerdeki şartları bilmek, onları o şartlara göre değerlendirmek gerekir. islâm uğruna harp ediyor, kanını döküyor ama bir de bakıyorsunuz ki, adamın gündelik yaşayışının islâm'la hiç bir alâkası yok. Böyle durumlarda kendimize şu suali sormamız gerektiğini düşünüyorum: "Sahabe-i Kiram Hazretleri ayağa kalkıp bugün karşımıza gelseler, halimize baksalar, bizi islâm'a uygun bir davranış halinde mi görmüş olurlar?" Bu suale bir çırpıda cevap veremeyeceğimiz açıktır. Dolayısıyla, insanları içinde bulundukları şartlara göre değerlendirmek lâzım diye düşünüyorum.
 
Hocamız bir konuşmasında "güzel insan" la ilgili olarak şunları söylemektedir: "Milletler büyük şahsiyetlerle yaşar ve tanınır. Dünyada örnek insanlar vardır. Yeni nesiller bu örnek insanları örnek alarak doğru yolda yürürler. Fikirler insanlarda müşahhaslaştığı zaman, o fikirlerin takip edilmesi halk tarafından kolay olur. islam'ın da gelişmesi Ashab-i Kiram'ın, güzel insanların elinde olmuştur. Sadece kuru fikirler yetmez. Fikir tabii ki çok lüzumlu ve esastır. Ama onları şahsında müşahhaslaştıran örnek insanlara ihtiyaç vardır. işte milletimizin zengin tarihi içinde sahip olduğu, fevkalade fazla bu örnek insanları artık milletimize tanıtmanın zamanı gelmiştir. Demokratik rejim içinde ülkenin kalkınmasını istiyorsak, halkın içinden yetişen bu liderleri halka anlatmamız gerekir. Yeni nesillere bu örnekleri vermemiz gerekir." Kur'an, insanların en güzeli yüce Peygamberimizi işaret ederek söyle buyurmaktadır "And olsun ki muhakkak ki size; Allah'a ve ahret gününe ümit besler olup da Allah'ı çok zikreyelen kimseler için Resulullah'ta pek güzel örnek vardır". İşte Sabahaddin Zaim Hocamız da, örnek bir hayat yaşayan, güzel biralim ve muallim olan ve alimlerin Peygamber varisleri olması nedeniyle, örnek alınması gereken endergüzel insanlardan biridir. Yukarıda da belirtildiği üzere, o adeta Peygambersiz dönemin sahabesi gibi bir hayat yaşamış ve gönüllerde taht kurmuştu.
 
ALİM İNSAN
 
Yaklaşık yirmi yayınlanmış kitabı, ikiyüze yakın makalesi, yayınlanmamış rapor, bildiri ve sohbetleriyle büyük bir alimdi. Aynı zamanda yetiştirmiş olduğu ve birçoğu halihazırda hoca konumunda bulunan talebelerinden dolayı haklı olarak "Hocaların Hocası" unvanını da kazanmıştı. Hocamız çok planlı ve disiplinli bir çalışma tarzına sahipti. Planlı ve disiplinli çalışmasının yanı sıra mükemmel bir arşivci idi. Öyle ki, ilkokuldan beri tüm karneleri, başarı belgeleri ve hatta elbiselerini dahi saklardı. Kendisine gelen bilgi, belge ve evrakları konularına göre dosyalar ve biriktirirdi. Mesela hatıratına hazırlık olmak üzere bize hayat hikayesini anlatırken, askerden göndermiş olduğum fakat benim çoktan unuttuğum bir mektubumu evraklarının arasından çıkarıp okumuştu.
 
Hayatındaki bütün eğitim aşamalarını hep üstün başarıyla tamamlamıştır. Son günlerinde ilerleyen hastalığına rağmen, yine de Hatıratı ile ilgili olarak çalışmış ve gerekli düzeltmeleri yapmıştır. Türkiye'de ilk kez "Çalışma Ekonomisi" kitabını yazmış ve halen de bu kitabın düzeyinde bir kitap yazılamamıştır. Bu kitabının ismi daha sonra Bölümümüzün de ismi olmuştur. Üzerinde dört yıldan beri çalışmakta olduğumuz ve inşallah önümüzdeki günlerde yayınlamayı düşündüğümüz Hatıratı ile birlikte yirmi kitabı bulunmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. istanbul Mensucat Sanayinin Bünyesi ve Ücretler, i.Ü. iktisat Fak. Yay., 1956, 2. Türkiye'nin iktisadi ve Sosyal Gelişmesinde işgücü ve Prodüktivite Meselelerinin Önemi ve Tesiri, Yakın ve Ortadoğu Ens. Yay. No: 5, 1962, 3. Türkiye Fikir işçileri ve istihdam Şartları, T. Harsi ve içtimai Araştırmalar Dern. Yayını, istanbul, 1962, 4. Bursa Vilayetinin iktisadi Bünyesi ve Gelişme imkânları Hakkında Ön Proje, Müşterek Eser, i.Ü. iktisat Fak. ve Bursa Ticaret Odası, istanbul, 1962, 5. işletme idaresi ve Moral, Tercüme, i.Ü. iktisat Fak. Yay., istanbul, 1962, 6. Modem iktisat ve islâm, 3 baskı, M.T.T.B, Basın Yay. Müd. Neşriyat Bürosu, istanbul, 1969, 7. iktisadi Doktrinler, Özel Galatasaray Y. ikt ve Tic. O., istanbul 1 970, 8. Bölge ve Şehir Planlaması Yönünden istanbul Sanayi Bölgeleri, i.Ü. iktisat Fak. Yay., istanbul, 1971,9. Çalışma Ekonomisi 1962, 1968, 1972, 1975, 1977, 1981, 1986, 1990, 1992, 1997, i.Ü. iktisat Fak. Yay. ve Filiz Kitabevi, 1 0. Türkiye'de Ücret ve Gelirler Siyaseti, T. işveren Send. Yay. No: 28, Ankara, 1974, 11. Türkiye'de Nüfus Meselesi, Boğaziçi Yay. No: 13, istanbul 1973, 12. Ortadoğu Ülkeleri Arasında iktisadi işbirliği imkânları, Kubbealtı Neş. 4, istanbul, 13. islâm ve iktisadi Nizam, Tekbir, Karabük Şb., 1979, 14. islâmın iktisadi Görüşü, Yeni Asya Yayınları, istanbul, 1981, 15. WTIC, Dünya islâm Ticaret Merkezi - World Islamic Trade Center, Ekonomik Rapor, Türkçe, Economic report, ingilizce, Ankara, 1985, 16. islâm, insan ve Ekonomi, 1., 2. Baskı, Yeni Asya Yayınları, istanbul, 1989, 1992, 17. Survey of Muslim Education: TURKEY, The Islamic Academy, Cambridge, UK. 1985 (S. Zaim ve N. Dinçer), 1 8. Türk ve islâm Dünyasının Yeniden Yapılanması, 2. baskı, Nil A.Ş., izmir, 1997, 19. Türkiye'nin Yirminci Yüzyılı (Makalelerinin toplandığı bir eserdir), işaret Yayınları, istanbul 2005, 20. "Hatırat" (yayınlanmak üzere), işaret Yayınları, istanbul, 2008.
 
Bu yayınlara bakıldığında, çalışmalarının sosyal politika, Türk-islam dünyası ve islam ekonomisiyle ilgili olarak üç başlık altında toplanabileceğini, teorik ve uygulamaya dayalı olmak üzere iki kısımda ele alınabileceğini görebilmek mümkündür.
 
Kitaplarının yanı sıra iki yüze yakın da makalesi bulunmaktadır. Makalelerinin de bir kısmını şu şekilde sıralayabiliriz: l.Türkiye'nin iktisadi Meselesi iç Borç -Faiz Sarmalı, Ücretler, 2. Ücretler ve Gelirler Politikasının Lüzumu, 3. Yükselme Devrinde Osmanlı Devleti'nin iktisadi Durumu, 4. Mensucat Sanayinin Türk Sanayi Hayatındaki Yeri ve Ehemmiyeti, 5. Endüstrileşme Süreci için Temel Politikalar (Türkiye Tecrübesi), Sanayileşmede Beşeri Unsur, 6. Ekonomi ve Milli Kültür, 7. Türkiye'nin iktisadi ve Sosyal Gelişmesinde Sanayileşmenin Önemi ve islam, 8. istanbul'un Yeni Sanayi Bölgelerinde Sanayiciler Tarafından Aranan Şartlar, 9. istanbul Sanayinin işgücü Bünyesi Bakımından, Bölge ve Şehir Planlaması Yönünden Gelişme imkanları ve Sanayi Bölgelerinin Tespit ve Tanzim Meselesi, 10. Türk Tekstil Endüstrisinin Durumu, 11. Devalüasyon ve ihracat, 12. iktisat, 13. Milli Prodüktiviteyi Teşvik Yolları, 14. Zirai Prodüktivite, 15. Türkiye'de Bölge Planlama Tatbikatı, 16. Milli Prodüktivite Merkezi'nin Sanayi Sahasındaki Çalışma Tarzı Hakkındaki Rapor, 17. istanbul'un Demografik Yapısı 1927-1990, 18. Türkiye'de Otobobil Endüstrisi, 19. Atatürk ilkelerine Göre Türkiye'nin iktisadi ve Sosyal Kalkınmasının Dayandığı Temel Fikirler, 20. Montaj Sanayinin iktisadi Yönü, 21. iktisadi Gelişmemizde Prodüktivitenin Önemi Açısından Kamu iktisadi Teşekküllerinin Tahlili, 22.Türkiye'nin iktisadi Gelişmesinde işgücü Meselelerinin Önemi, 23. Hür Sendikacılık ve Kolektif Pazarlık Sistemi, 24. Sanayileşme Modelinin Endüstriyel Münasebetlere Tesiri, 25. Kolektif Pazarlık Sisteminin iş Piyasalarında Ücret Bünyesi Üzerinde icra Ettiği Tesirlerin iktisadi Neticeleri, 26. Ücret Siyasetimiz, 27. Türkiye'nin iktisadi Gelişmesinde Ücret Siyasetinin Önemi, 28. Türkiye'de işçi-işveren ilişkileri, 29. işçi-işveren Kuruluşlarının Sosyo-Ekonomik Önemi, 30.Türkiye'de işçi-işveren Münasebetlerinin Genel Durumu ve Bu Konu ile ilgili Hukuki ve iktisadi Durumun Değerlendirilmesi, 31 .Türkiye'de Demokratik Rejimin Geliştirilmesinde Sendikaların Yeri ve Önemi, 32. Sosyal Siyaset Araştırmaları, 33. Türkiye'nin iktisadi ve Sosyal Gelişmesinde işgücü ve Prodüktivite Meselelerinin Önemi ve Tesirleri, 34. Kolektif (Toplu) Pazarlık Sisteminin Mahiyeti ve Prensipleri, 35. Türkiye'de Toplu Sözleşme Düzeninin iktisadi ve Sosyal Sahadaki Tesirleri, 36. Türkiye'de Toplu Pazarlık Sisteminin iktisadi Meseleleri, 37. Çeşitli Ücret Kavramları ve iş Piyasası Ücret Araştırmaları, 38. Toplu Sözleşme Sisteminde iş Piyasası Ücret Araştırmaları, 39. Kolektif Pazarlık Sisteminin Ücret Fleksibiletisine Tesiri, 40. Eşel-Mobil, 41. Sendikaların Verimliliğe Tesiri ve Bu Yönden iktisadi Gelişme Üzerinde Oynadıkları Rol, 42. Sendikaların Milli Gelirin Dağılışına ve işçi-Gelir Payına Tesiri, 43. istanbul imalat Sanayinde istihdam Seviyesi ve işgücünün Bünyevi Hususiyetleri, 44. iktisadi Gelişmemizde işgücünün Ehemmiyeti, 45. işgücünün Eğitilmesi ve iş Piyasasının Tanzimindeki Rolü, 46. iş Piyasası, 47. Türkiye'de Sendikacılık, 48. Milli Mefkuremiz ve Sendikacılık, 49. Türkiye'de Basın Mesleğinde Çalışan Fikir işçilerinin istihdam Şartları, 50. Kurtuluşumuzun Reçetesi Türk-islam Kimliğimizdir, 51. Toplum Kalkınmasında "Güzel insan" Örneği Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretleri, 52. Modern iktisat ve islam, 53. Aile Ekonomisi Yönünden Sünnet-i Nebeviye'nin Rehberliği, 54. Bediüzzaman Said Nursi'nin İktisadi Risalesi Şerhi, 55. Türkiye'deki Gönüllü Kuruluşların Son Yirmibeş Yıldaki Seyri, 56. Vakıflarımızın İktisadi ve Sosyal Açıdan Değerlendirilmesi, 57. İslam Açısından İktisadi ve Sosyal Faaliyetlerle İlgili Normatif Kaideler, 58. Zekatın İktisadi Önemi, 59. Peygamberimizin İktisadi Hayatla İlgili Tebliğlerinden Örnekler, 60. İslam Bankacılığı Kar Ortaklığına Dayanır, 61. Adli Reform Üzerine Düşünceler, 62. Bilgi Toplumu, 63. İktisadi Açıdan Örtünme, 64. Doğudaki Kaymakamlık Günleri, 65. İktisadın Duayeni, 66. Eşref Edip Hakkında, 67. Türkiye'nin İktisadi Gelişmesi, İnsan Unsuru ve Mehmet Zahid Koktu Efendi Hazretleri, 68. İslam Ekonomisi ve İslam Ülkeleri İşbirliği Sahasında Son 50 Yıldaki Gelişmeler, 69. İslam ünyasındaki Gelişmeler, 70. Türkiye'nin Türk ve İslam Dünyasyla İktisadi Münasebetleri, 71. Irak İhtilafında Çok Yönlü ve Dengeli Siyaset Takibindeki Zaruret, 72. İslam Dünyası İle İlişkilerimizde Artı ve Eksi Unsurları, 73. Türk Dünyasından ve Balkanlardan Hatıralar, 74. Türk-Arap İşbirliğinin Geliştirilmesi, 75. Vardarlılar Derneği Konuşması, 76. İSEDAK İkinci İzleme Komitesinin Çalışmaları, 77. Türkiye'nin Sosyal ve İktisadi Siyaseti (İşçi Meseleleri), 78. Model Tartışması Bir Tuzak mı?, 79. İslam Konferansı Tercihli Tarifeler Sistemi Menşe Şehadetnamesi Uzmanlar Toplantısı Raporu, 80. İslam Konferansının Ardından, 81. Son Yugoslavya Muhacirleri Hakkında Rapor, 82. Orta-Doğu Ülkeleri Arasında İktisadi İşbirliği İmkanları I, 83. Orta-Doğu Ülkeleri Arasında İktisadi İşbirliği İmkanları II, 84. Balkanlar'da Büyük Hazineler Yatıyor, 85. Pakistan'dan İslam Dünyasına, 86. Pakistan ve Bengladeş'ten Seyahat İntibaları, 87. İran İntibaları, 88. Türkiye İle İslam Ülkelerinde Sanayileşme Çabaları ve Ticarette İşbirliği İmkanları, 89. Türkiye'nin Batı Dünyasına Müteveccih Harici İktisadi Siyaseti, 90. Türkiye'nin AT Meselesi.
 
Görüldüğü gibi, Sabahaddin Hoca, makalelerinde çok geniş ve farklı alanlara ve konulara el atmış bulunmaktadır. Nitekim, makaleleri sosyal politika ve çalışma ekonomisi konularından Türk-İslam dünyasına, belirli ülkeler hakkındaki intibalardan siyasi konulara, şahıs değerlendirmelerinden İslam ekonomisi ile ilgili konulara kadar bir çok alanı kapsamaktadır. Değerli Hocamız milli düzeydeki bu çalışmalarının yanı sıra milletlerarası alanda da önemli eserlere ve projelere imzasını atmıştır. Milletlerarası Seminer ve Konferanslarda vermiş olduğu belli başlı tebliğleri de şunlardır: 1. Fifth International Conference on Islamic Economics, in Bahrain, 2003; Fourth in Laughboro, UK, 2000; Third in Malaysia; Second in Pakistan; First in Mecca, S.A. 1976, 2. International Seminar on Monetary and fiscal Policy in Islam, Mecca, Saudi Arabia, 1978, 3. First World Conference on Muslim Education, Mecca, Saudi Arabia, 1977; third in Bangladesh; fifth in Cairo, 4. Conference of World Assembly of Muslim Youth, Nairobi, Kenya; Istanbul, Çanakkale of Turkey and Girne of North Cyprus, 1982, 1980, 1979, 1978, 5. International Conference of Fosis, Lougboro UK, 1976, 6. First World Conference on Solidarity in Science and Technology among Muslim Countries, Riyadh, Saudi Arabia, 1976, 7. Islamic World Youth Conference, Tripoli, Libya, 1973, 8. Conference of International Industrial Relations, London, 1972; Geneva, Switzerland, 1967; Philadelphia, USA, 1962, 9. International Conference on Industrial Relations System in Islam, Islamabad, Pakistan, April 1992.
 
Görüldüğü üzere Hocamız, milli düzeyde; çalışma ekonomisi, sosyal politika, endüstri ilişkileri, iktisadi konuların yanı sıra Türk-islam dünyası ve islam ekonomisi gibi konularla da ilgilenirken, milletlerarası düzeyde ise çoğunlukla islam dünyasının sosyo-ekonomik sorunları ve islam ekonomisi ve islami konularda eserler vermiştir ve bu alandaki konferanslara katılmıştır. Kısaca değerli hocamız, milli düzeydeki ilmi şöhretine milletlerarası düzeyde de sahip bulunmaktadır.
 
O, akademik hayatının daha başlangıcında ilimden yana olan tavrını ortaya koymuş ve hayatının sonuna kadarda bu istikametini hiçbirzaman da değiştirmemişti. Bu konudaki bir hatıratını da şu cümlelerle bize aktarmaktadır. "1 Eylül 1961 tarihinde Prof. Dr. Ali Fuat Başgil Hoca bizim üniversitedeki bütün milliyetçi hocaları Hilton'da topladı. O vakitler islâm lâfı edilmez onun yerine Milli kelimesi kullanılırdı. Fuat Başgil Hoca Adalet Partisi'ni kurma niyeti içindeydi. Beni, Prof. Mümtaz Turhan Bey'i, Prof. ibrahim Kafesoğlu'nu, Prof. Fındıkoğulları'nı ve diğer bazı zevatı davet ederek bize düşündüğü projeyi anlattı. Anlattıklarının hülâsası mealen şöyleydi: "Ben Türkiye'ye hizmet için vakıf da kurdum dernek de... Bir sürü iş yaptım ama gördüm ki, hariçten gazel okumakla olmuyor. işin içine girip bizzat çalışmak lâzımdır. Parti kuruyorum, siz de üye olun." Herkes fikrini söyledi, meseleye nasıl baktığı hakkındaki düşüncelerini dile getirdi. Davetliler arasında en genci bendim. Söz sırası bana gelince dedim ki: "Kendimi tarttım. Hocalıktan önce kaymakamlık da yaptım. Gördüm ki, siyaset bana göre değil. Bu sebeple aktif politika yapmamaya karar verdim. Fikren emrinizdeyim. Dersimin adı Sosyal Politika... Fakat aktif politika hayatına girmemeyi tercih ediyorum. Müsaade ederseniz ben böyle kalayım." Bu yaklaşımımı net olarak deklare ettim. Sene 1 961 'di. Şimdi 2007'lerdeyiz. Hâlâ aynı çizgide gidiyorum".
 
KAMİL (İCRACI) İNSAN
 
Hocamız, güzel ahlak ve ilim adamlığının yanı sıra iyi bir amil yani icraat insanıydı da. Hazreti Peygamberin (s.a.v) "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır" hadis-i şerifini her yerde okur ve hayatını bu güzel söze göre düzenlerdi. Belki de, hesap kitap yapmadan hasbi bir şekilde her yere koşmasının gerçek sebebi bu hadisi şerife mazhar olmaktı.
 
Hocanın icraatlarını tasnif edebilmek oldukça güç olmakla birlikte, kısaca aşağıdaki gibi özetleyebilmek mümkündür:
 
1.Devlet Görevleri
 
Sabahaddin Hoca, 1947 yılında Mülkiye'den mezun olduktan sonra hayatının önemli safhalarından biri olarak kabul ettiği İstanbul Maiyet Memurluğu görevine başlamıştır. Bu göreve önce altı aylık bir staj dönemiyle başlamış ve geri kalan yaklaşık bir buçuk yılına da asil maiyet memuru olarak geçirmiştir. 1947-1949 yıllarını kapsayan dönemde İstanbul Üniversitesi'ndeki doktora seminerlerine devam etmiş ve 1949'da kaymakamlık kursuna katılmıştır. 1950 yılının Nisan ayında Kahta kaymakamlığına başlamıştır. Kahta kaymakamlığını 1951 yılında girmiş olduğu yedek subaylık dönemi takip etmiştir. Yedek subaylıktan sonra 1 952-53 yılları arasında ise Ayancık ve Abana kaymakamlıklarında bulunmuştur. Böylece 1947 yılında başlayan İçişleri Bakanlığı'ndaki devlet görevi 1953 yılı Temmuz ayında İstanbul Üniversitesi'ndeki akademik hayata başlamasıyla son bulmuş oldu.
 
Hocanın bir taraftan ülkenin çok geri kalmış bir bölgesi olan Kahta'da diğer taraftan nispeten daha gelişmiş bir bölge olarak kabul edilebilecek Karadeniz bölgesinde görev yapması, içinde bulunduğu sosyal yapıyı ve bu yapının içinde yer alan milleti daha yakından tanımasına sebep olmuştur. Akademik hayatta başarılı olmasında ve milletiyle doku uyuşmasının ve ona yabancı kalmamasının ve hatta milletine düşman unsurlara karşı mücadeleci bir ruha sahip olmasında bu görevlerinin büyük önemi bulunmaktadır.
 
2.Akademik Görevleri
 
1953 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde akademik hayata başlamış, 1955 yılında doktora tez çalışmasını tamamlamış ve 1957 yılına kadar bu Fakülte'de asistan olarak görev yapmıştır.
 
Yine aynı Fakülte'de 1957-1 965 yılları arasında doçent, 1965-1993 yılları arasında da profesör olarak görev yapmıştır.
 
Kırk yıl hizmet vermiş olduğu İktisat Fakültesi'nden emekli olduğu 1993 yılında, yeni kurulan 21 üniversitede görev alacak hocalara 1998 yılına kadar geçerli olmak üzere beş yıl daha görevde kalma imkanı tanıyan bir kanunun çıkması üzerine, Sakarya Üniversitesi'nden başta ilk asistanı olarak kabul ettiği Prof. Dr. Sami Güçlü olmak üzere oradaki eski talebelerinin ısrarı üzerine, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin kurucu dekanı olarak göreve başlamış ve bu Fakülte'de de 1998 yılına kadar eskiden dikmiş olduğu fidanlarıyla birlikte çalışma imkanı bulmuştur. Yurt içindeki bu görevlerinin yanı sıra, belli dönemlerde de yurt dışında misafir öğretim üyesi olarak ilmi çalışmalarda bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi'nden izinli olarak öncelikle 1955-57 yılları arasında ABD'nde Cornell Üniversitesi'nde, daha sonra 1693-64 yılları arasında ise Batı Almanya'da Münih Üniversitesi'nde, en sonunda da 1980-82 yılları arasında da Suudi Arabistan'da Melik Abdülaziz Üniversitesi'nde bulunmuştur. Görüldüğü üzere Hocamız, dünyanın üç önemli bölgesi olarak kabul edilebilecek ABD, Batı ve Ortadoğu'yu görme ve tanıma imkanlarına da sahip olmuştur. Bu bölgelerde bulunması ona engin bir birikim ve tecrübe kazandırmıştır. Olaylara oldukça geniş ve objektif bir şekilde bakmasında bu görevlerinin büyük bir katkısının bulunduğu şüphesizdir.
 
Hocanın önemli bir görevi de 1997-98 yılları arasındaki YÖK üyeliğidir. Akademik hayatının ve tecrübe birikimin zirvesinde iken, 06.01.1997 tarihinde başlayıp bir ayak oyunuyla da görevinin son bulduğu 20.05.1998 tarihleri arasında, Türkiye genelinde ve özellikle de üniversitelerde özgürlüklerin yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde Kemal Gürüz'ün başında bulunduğu YÖK'te çok önemli fonksiyonlar icra etmiştir. Hoca ilerleyen yaşına, belli etmemeye çalıştığı bazı rahatsızlıklarına ve emekli olmasına rağmen, yine de akademik ve özellikle de yurt dışındaki akademik çalışmaların içinde bulunmuştur. Bunların başında da; 2003-04 yılları arasında Saraybosna'da Kurucu Rektörlük yaptığı International University of Sarajevo ve 2006 yılından sonra da Mütevelli Heyeti Üyesi olduğu Makedonya Üsküp'teki Uluslararası Balkan Üniversitesi gelmektedir.
 
2.Akademik Ek Görevleri
 
Sabahaddin Zaim Hoca'nın İstanbul Üniversitesi'nin dışında yurt içindeki başka üniversitelerde de görevler aldığı görülmektedir. Bu akademik ek görevlerinin başında da; 1967-80 yılları arasında görev yaptığı Sakarya, Kadıköy, Işık Mühendislik Akademileri ve Galatasaray Y. İktisat ve Ticaret Akademisi ile 1976-80 ve 1983-86 yılları arasında hizmette bulunduğu Bursa Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve yine 1973-80 ve 198393 yılları arasında görevde bulunduğu İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü Öğretim üyelikleri bulunmaktadır.
 
3.Diğer Akademik Ek Görevleri
 
Sevgili Hocamızın akademik hayatın bir parçası olarak düşünülen ve teorik bilgilerini uygulama alanına soktuğu ek bazı görevleri de bulunmaktadır. Bunları da aşağıdaki gibi sıralayabilmek mümkündür:
 
Türk-İş Sendikacılık Koleji, Öğretim Üyeliği, 19651976, Ankara.
 
İşçi-işveren Seminerleri, Konferansları, 19551980.
 
islâm Kalkınma Bankası Yöneticileri Seçme ve Değerlendirme Komitesinde part-time müşavirlik, 1977-1978.
 
islâm Konferansı (OIC), islâm Bankacılığı Temsilciliği, 1980-1981.
 
4. Akademik Ek idari Görevleri
 
Bir taraftan akademik fakat diğer taraftan da idari yönü bulunan iki önemli görevi ise; 1977-79 yılları arasında Ankara, Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile1985'den beri devam eden Pakistan islamabad Milletlerarası islâm Üniversitesi'ndeki Mütevelli Heyeti üyelikleridir.
 
5. Ek Devlet Görevleri
 
Zaim Hoca, 1947-1953 yılları arasındaki istanbul Maiyet Memurluğu, Eyüp Kaymakam vekilliği ve Belediye Reisliği vekillikleri ile Kâhta, Ayancık ve Abana ilçeleri Kaymakamlıkları'nın yanı sıra ek bazı devlet görevlerinde de bulunmuştur. Bunlar da şunlardır:
 
Milli Prodüktivite Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği, 1975-1977.
 
Türkiye Milli Birlik Komitesi Sosyal işler Sivil Komitesi Üyeliği, 1960-1961.
 
5. Yönetim Kurulu Üyelikleri (iş Hayatı Tecrübeleri)
 
Sabahaddin Zaim Hoca, akademik çalışmaları ile kazanmış olduğu engin ve zengin bilgi birikimini sanayi hayatıyla da paylaşmıştır. Yani üniversite-sanayi işbirliğini bizzat kendisi gerçekleştirmiştir. Yönetim kurulu üyeliği, murakıplık vb. görevler üstlenmiş olduğu özel sektör şirketlerinin belli başlıcalarını da kısaca aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
 
Pancar Motor, Yönetim Kurulu Üyeliği, 1958-1963. Koç Holding işçi-işveren Münasebetleri Müşavirliği, 1966-1967.
 
Anadolu Cam Sanayii A.Ş. Murakıplığı, 19 751978.
 
Uzel Traktör Sanayii Murakıplığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği, 1977-1980.
 
TÜMOSAN Yönetim Kurulu Üyeliği, 1 977-1979. SOYTAŞ VE SOYTUR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1975-1980.
 
FAiSAL FiNANS KURUMU A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili, 1998-2001. KUVEYT-TÜRK FiNANS KURUMU Müşavir ve Denetim Kurulu Üyesi, 1 2.4.1 995'ten beri.
 
6. Sosyal Faaliyetleri, Cemiyet ve Vakıflardaki Görevleri
 
Merhum Hocamızı bu denli büyük yapan, bu denli sevilmesine ve kabul görmesine neden olan yönü, şüphesiz ki onun her hayırlı adımın ve teşebbüsün bizzat ya önünde ya da içinde yer almasında yatmaktadır. Bu kuruluşların büyük bir kısmı yurt içinde bulunmakla birlikte, yurt dışında faaliyette bulunanları da vardı. Hocanın da içinde bulunduğu
 
bu kuruluşların bazılarının Türk sosyal ve akademik hayatında büyük roller oynadıkları görülmüştür. Hocanın ya üyesi ya da mütevelli üyesi veya kurucu üyesi olduğu bu kuruluşların da belli başlıcaları aşağıda sıralanmıştır.
 
Milletlerarası Endüstri ilişkileri Cemiyeti, isviçre. A.B.D Milletlerarası Endüstri ilişkileri Cemiyeti. Milletlerarası Müslüman Sosyal Bilim Adamları Cemiyeti, Indiana, ABD.
 
Milletlerarası islâm iktisatçıları Cemiyeti Kurucu Üyesi, Leicester, ingiltere. ilim Yayma Cemiyeti ve Vakfı, Mütevelli Heyeti Üyesi ve Kurucu Üyesi.
 
Türkiye Milli Kültür Vakfı Kurucu Üyesi. Türkiye Aydınlar Ocağı, Kurucu Üyesi. islâmi ilimler Araştırma Vakfı, Kurucu Üyesi. Mülkiyeliler Birliği Üyesi, No. 367. Türkiye Yeşilay Cemiyeti, üye no: 6985. iş Dünyası Vakfı Kurucu Başkanı. Anadolu Eğitim Vakfı Başkanı. Vefa Lisesi Mezunları Vakfı Kurucu Üyesi. Görüldüğü üzere, Hoca, bir ömre zor sığdırılabilecek düzeyde önemli görevlerde bulunmuş ve büyük hizmetler görmüştür. insanların en hayırlısı olabilme şerefine mazhar olmak için sürekli koşturmuştur. O biliyordu ki, "iki günü eşit olan iyi bir mümin olamazdı". Bu inançla hertaşın altına elini sokmuş, her hayırlı faaliyetin içinde bulunmaya çalışmıştı.
 
HALİS (SAMİMİ) İNSAN
 
Yukarıda da geniş şekilde dile getirildiği üzere, Hocamız 81 yıllık ömrünü dolu dolu ve oldukça bereketli bir şekilde geçirmişti. Fakat bu denli koşturmada çok hasbi idi. Hangi surette olursa olsun tüm bu yaptıklarından asla bir çıkar beklemezdi. Sadece Allah'ın rızasını düşünürdü ve bu konuda da oldukça samimi idi. Yaptıkları ve kendisine gösterilen büyük ilgi karşısında da asla kibre ve büyüklük kompleksine kapılmazdı. Sağlam bir kişiliğe ve düzgün bir istikamete sahipti. Hayatındaki istikamet çizgisini hiç değiştirmemişti ve onun hayatında zikzaklar, gelgitler görmek imkansızdı. Rabbi nasıl emretmişse öyle yaşamaya çalışırdı.
 
Güzel yaşadı, güzel insanlar yetiştirdi. Güzel bir şekilde de vefat etti. Çok muhteşem bir şekilde bu dünyadan ebedi dünyaya uğurlandı. Her kesimden, her sınıftan ve her gruptan insanların hiçbir karşılık beklemeksizin Fatih Camiini doldurması ve Hoca için saf tutması bunun en açık bir göstergesiydi. Başta Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız olmak üzere Bakanlar ve yüzlerce talebesi, tabutunun altına girebilmek ve gülen insan, güzel insan, kamil insan, canı gibi sevdikleri hocalarına karşı son görevlerini yapabilmek için birbirleriyle adeta yarıştılar. Hocaya gerek hayatında gerekse vefatından sonra gösterilen bu yoğun ilgi onun ihlasından ve samimiyetinden ileri geliyordu. Her hocaya kolay kolay nasip olmayacak bir saygı ve sevgiye sahip oldu ve gönüllerde taht kurdu. Zira bu millet kendisine gösterilen ilgi ve sevgiyi asla karşılıksız bırakmamıştır. Bunun tarihte birçok örneği görülmüştür. Yeter ki kendisine gönülden ve samimi bir şekilde sahip çıkıldığına ve değer verildiğine inanabilsin. Bunu Hocamız fazlasıyla ortaya koydu ve karşılığını da layıkıyla gördü.
 
Sevgili hocam, rahat uyu. Mekanın Cennet olsun. Seni hiç unutmayacağız ve bize bırakmış olduğun meşaleyi sürekli canlı tutarak sana layık olmaya çalışacağız.
 
Prof. Dr. Sedat MURAT
 
EDİTÖRDEN
Duyuru