BİLGİ VE HEYECAN ÜSSÜ
“Hocaların hocası” ünvanı, yazdığı eserler ve yetiştirdiği öğrencileri ile hayatını bilime adamanın karşılığında “güzel insan” olma örneği de olan Sabahattin Zaim hocanın hayatına, ülkemizin zihnî dönüşüm atlası olarak bakabildiğimiz ölçüde onu idrak edilebilir ve ondan istifade edebiliriz. Bu memleketin son elli yılında onun hissedilir bir etkisi varsa bunu, nefes aldığı sürece hayırlı işlere müdahil olmasına ve hizmet gayesi gütmesine bağlamak gerekir. Sahip olduğu meziyetlerin altında, müslüman kimliğini her zaman onur sayması ve bunu hiçbir zaman gizlememiş olması yatmaktadır.
Ölü bir tarihin değil yaşayan bir tarihin medeniyetin evlatları olduğumuzu idrak etmemizde emeği olan Sabahattin Zaim hoca, sadece inancı, ilmi, aklı ile tecrübeyi birleştirerek onu neticelendirmek için büyük düşünmeye mecbur bir neslin önündeki engelleri kaldırmıştır. Sadece ülke sınırları içinde değil, uluslararası düzeyde de tanınan ve sevilen bir bilim, kültür ve hayır adamı olarak yer almış olması da model alınması için yeterlidir. Ömrünü bu ülkenin hayrına yaptığı işlerle dolduran Zaim, hizmetlerinden dolayı pek çok ödülle taçlandırılmıştır. Fakat o, en büyük ödül olarak öğrencilerini görürdü.
Öğrencilerinin onun adına sürdürdüğü çalışmaların en önemlisi ise, ismini kendisinin de kurucu mütevelli heyeti üyeliği yaptığı İlim Yayma Vakfı kurduğu üniversitesine bir vefakârlık örneği olarak verilmesidir. Türkiye’nin en köklü ve güvenilir sivil toplum kuruluşu olan İlim Yayma Vakfı, ülkemizin kalkınması, milli ve manevi değerlerin yaşatılması, vatanını ve milletini seven bireylerin yetiştirilmesi amacıyla eğitim-öğretim ve kültürel faaliyetlerde bulunma yolunda çalışmalarını taçlandıracak olan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’ni kurarak, ülkemize bilgi ve heyecan üssü kazandırmıştır.
Güzel insan olma yolunda doğru düşünme üzerine kafa yormaya hız katan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 60 yıllık İlim Yayma kültürü ve bilgi birikiminden yararlanarak tarihi mekânlarda, çağın gereklerine uygun teknik alt yapı ve donanımlara sahip bir ortamda eğitim yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek, dünyada ve ülkemizde ekonomik ve sosyal olaylar karşısında daha duyarlı ve çözüm üretebilecek bireyler yetiştirebilmek için çalışmalarına ivme kazandıran üniversite, tarih ve doğayla iç içe bir eğitim anlayışıyla, gerçek bir kampüs ortamında, 2011-2012 Eğitim öğretim yılında öğrencilerine kapılarını açmıştır. Sabahattin Zaim hocamızın adını, hatırasını, ideallerini yaşatacak bu üniversite inşallah adına layık olacaktır.
Üniversitenin bir diğer özelliği, iman ve aksiyon adamı Mehmet Akif Ersoy’un üniversite kampüsünde bulunan mektepte okuması ve burada öğretmenlik yapmasıdır. Bu açıdan geleceği emanet edeceğimiz genç nesillerimiz için birer numune olan bu şahsiyetlerin buluşması sağlanmıştır. Hayatlarını gençliğe adayan, Türkiye’nin kökleri ile buluşmasına ve yeniden imar ve inşa hamlesini başlatmasına vesile olan bu şahsiyetler, medeniyete ve irfana olan aşklarını bir zincirin “halka”sı gibi bu üniversitede buluşturmuş oldular.
Açılan bu üniversite ile, “bir ülkenin kalkınması, yetiştirdiği birinci sınıf mütehassıs elemanların miktar ve kalitesiyle doğru orantılı” olduğunu söyleyen hocanın haklılığı da tescillenecektir. En önemli husus ise, bu üniversite ile, “evvela çözümü üretecek elaman yetiştirilmeli, sonra halkın ihtiyaçları karşılanmalıdır” mantığıyla asıl noktaya işaret eden hocanın, “bu yüzden Türkiye'nin meselesi, biraz da cehalet meselesidir. Türkiye olarak ne kendimizi ne de dünyayı tanıyoruz. Bir de dilimizi kaybetmişiz, onun için de doğru düşünemiyoruz” vurgusuyla doğru düşünme üzerine kafa yormaya ve “güzel insan” olma yolundaki model arayışlarını geliştirmesi ve diğer üniversitelerden farklı olduğunu gösterecek potansiyeli taşımasıdır.
Sonuç olarak; aslında dünyada, söylenmemiş söz yoktur, her şey söylenmiştir, ama gerçekleri “hocaların hocası”ndan, günümüz alimlerinden duymadan idrak edemiyoruz. Bu idraki oluşturmada, “Batı sisteminde ilimler kompartmantaldir, bölümlere ayrılmıştır. Farklı farklı kompartımanlar vardır, islami anlayışta bu yoktur, bütünlük vardır, tevhit vardır. Dolayısıyla, Batılı terminoloji kafamızı karıştırıyor” tespitiyle yenilmişlik psikolojimize ilmen son veren hocamız gibi, “Batı mefhumlarını alıyoruz, ama hâlbuki onların ki bize uymuyor” diyerek kendimiz olmaya, kendi mefhumlarımızı bilmeye ve kullanmaya doğru köklü adımların atılmasına vesile olacak yeni bilim adamlarına ihtiyaç duyuyoruz. Bu üniversitenin “güzel insan”ların beşiği olacağı açıktır. Hem ülkemizin hem de insanlığın mutluluk tablosunu oluşturacak öncüleri beklediği günümüzde bu umut kapısından geçecek öncüler sayesinde bilgi ve heyecan zincirine yeni halkalar da eklenmiş olacaktır.
İbrahim Veli
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi
Tanıtım ve Halkla İlişkiler Sorumlusu




